31 Temmuz 2016 Pazar

Rodos / Rhodes


Marmaristen 1 saatlik feribot yolculuğu sonrası Rodostayız. Rodosa gitmek için elbetteki vize gerekli. Türk vatandaşlarına kapıda vize uygulaması var.Gerekli evraklarla birlikte 3 gün öncesinden ilgili acentalara başvurmak yeterli.Biz yeşil Marmaris Lines firması ile anlaştık vize ücreti 60 euro ve gidiş dönüş feribot ücreti 68 euro olmak üzere toplamda kişi başı 128 euro ödedik. Aslında 3 gün için bu rakam oldukça fazla ama dibimizde olan bu yunan adasını görmesek olmazdı diyerek Ramazan bayramı tatilimizi Rodosta geçirmeye karar verdik.
Limana yanaşır yanaşmaz Rodos kalesi surları karşılıyor bizi. Osmanlının izleri adanın her yerinde. `Old town` dedikleri kale surları ile çevrilmiş bölgeye araba veya taksi girmiyor.Büyüzden otele ulaşmak için tabana kuvvet : ) Yerlerde öylesine itina ile dizilmiş taşlar var ki insan hemen hayran kalıyor. Tabi benim gibi topuklularla adaya ayak basmış biri olarak ilk iş hemen rahat giyebileceğim el yapımı deri sandaletleri almak oluyor.


Otelimiz Eleni Pansion. Sahibi yaşlı bir teyze. Öylesine dinç ve güleryüzlü biri ki 80 yasında olmasına rağmen hala arı gibi çalışıyor helal olsun. Hemen odamızı gösteriyor. O merdivenleri nasıl inip çıkıyor hayran kaldım. Tertemiz sehir merkezine yakın bir yer arıyorsanız kesinlikle tavsiye ederim.
Sovalyeler Caddesi
İlk gün Rodos kalesi içini keşfe çıkıyoruz. Herkösesi ince ince dokunmuş gibi adeta. Tertemiz düzenli.. Adımbaşı küçük dükkanlar , hediyelik eşyalar,magnetler..Gez gez doyamıyorsun. Değişik içecekler keşfedip en güzel köşelerinde keyif yaptık. Frappe dedikleri dondurmalı içeceği özellikle bayıldım.

Hipokrat meydanını ortasındaki tarihi çeşmeden hemen ayırt etmek mümkün. Dönüp dolaşıp bütün sokakların çıktığı,şehrin nabzının attığı yer burası. Benim ise her akşam üzeri en güzel manzaralı cafeye geçip, dondurmalı frappemi de yanıma alıp geleni geçeni izlediğim,günün yorgunluğunu attığım yer..

Tarihi çınarlara, camilere , şövalyeler caddesine, yediğim en lezzetli kalamar dolmasına, gyros dedikleri dönere bayıldım bayıldım. Tarihi surlar, sokaklar ,caddeler öylesine güzel ki.. Nasıl bu denli korunmuş da böyle temiz ve güzel kalmış hayret ettim doğrusu.

Rodos adasında ikinci gün programımızda Lindos bölgesini gezmek vardı.Öncelikle araba kiralayıp 1 saat uzaklıktaki Lindos yolunu tuttuk. Bembeyaz evleri sokakları ile tam bir yunan adası özelliği taşıyan Lindos, dar sokakları ve dik yokuşları ile de meşhur. Essekler ulaşım aracı olarak kullanılmakta. Açıkçası o dik yokuşları o sıcakta o zavallıcıklarla çıkıp onlara eziyet etmek istemediğimden, tabana kuvvet dedim.
Küçük küçük dükkanlar,öyle şirin sokaklar var ki . O yolun da nasıl geçtiğini,yorgunluğunu pek anlamıyorsunuz. Sonrasında harika bir deniz muhteşem bir köy size bekliyor olacak.


Lindos sonrası , Seven Springs şelalesinin yolunu tuttuk. Ormanlık bir alanda şelalenin aktığı dere yatağı kenarına kurulmuş masalar, serbest dolaşan tavus kuşları kazlar, buz gibi bir dere suyu, tertemiz..Osmanlı zamanından kalma , dizlerine kadar suda tek kişinin geçebileceği karanlık bir tünelden geçip şelalenin aktığı yere ulaşıyorsun. Muhteşem.
Kelebekler vadisi bir sonraki rotamız. Yorgunluk çöktüğü için fotoğraf çekemedim ama gidip görülmeye değer bir yer.

Akşam restaurant arayışımız yine başladı ,onun öncesindebir mağaza vitrininde eşimin hoşuna giden bir elbiseyi ısrarları üzerine kıramayıp aldım.Giydim. Geçeye hazırdım :)
Foursquare sayesinde Nikos restauranta gitmeye karar verdik. Yediğim kalamar dolması ,special bread dedikleri ekmek üzerine domates peynir , bütün mezeler harikaydı. Akşam yemeği sonrası  sokaklarda salsa yapan bir barda geceyi geçirdik. Grup halinde dans ediyorlardı hatta eşlik bile ettim :)
Ertesi gün Pazar olduğu için bütün dükkanlar kapalı .Hayat durmuş. Yapılabilcek en güzel şey adanın koylarını keşfetmek dedik ve erkenden düştük yollara. Anthony Quinn Koyuna vardık. Deniz demek az kalır ,bildiğin akvaryum gibi.. Tertemiz bir su. Hepimizi hayran bıraktı. Deniz sonrası dönüş vakti,feribota yetişmek lazımdı.

Rodos un gece hayatı ,restaurantları ,hediyelik eşya dükkanları,yerdeki taşlar bile beni kendine hayran bırakmaya yetti.

Gidip görülesi, keyif alınası bir yer Rodos.















7 Ekim 2015 Çarşamba

DUBAI 2015

30 yaş özel doğumgünüm sebebi ile uzun zaman sonra yeniden Dubai ye tatile gitmeye karar verdik.En son 3 sene önce gittiğimizden bu yana Dubai çok gelişmiş , daha da modernleşmiş, kalkınmış. Miracle Garden Park ve Butterfly Park gibi turistik yerler açılmış.En son gittiğimde henüz yapım aşamasında gördüğüm JBR walk , Miami Beach i geçmiş  durumda. Sayısız türk restaurantı hizmete girmiş. Kısacası bambaşka bir yer olmuş Dubai..Biz haftasonu şirketlerimizden izin almadan geldiğimiz için sadece 2 gün kalabildik ama bu 2 gün çok güzel,eğlenceli ve dolu dolu geçti diyebilirim..
  
Daha önceki senelerde turistik amaçlı gezdiğimiz için daha çok koştur koştur bir tatil modunda olmuştu ancak bu sene her turistik bölgesini önceden gezdiğimiz için , daha sakin , tadını çıkararak bir tatil yaptık çok da keyif aldık diyebilirim.

İlk gün sabahtan Jbr walk in yolunu tuttuk amacımız biraz sahilde dolaşmak ve meşhur Tıke KEBAP ta bir iskender yemekti. Ardından Miracle Garden a gitmeyi planlıyorduk .Ancak öyle bir sahille karşılaştık ki , neden mayolarımızı yanımıza almadığımıza bin pişman olduk.Nasıl kalabalık nasıl güzel.. Çok canlı bir yer olmuş JBR Walk .


Şansımıza , mayıs ayında olmamıza rağmen çok da sıcak ve bunaltıcı olmayan bir havada dolaşabildik. Miracle Garden , rengarenk çiçeklerle dolu bir botanık bahçesi. Bir çok turisti çekmeye yeten değişik bir mimari görsellikle dekore edilmiş.










Butterfly Park da hemen yan tarafında bulunan bir kelebek parkı. Kollarınıza konan rengarenk kelebekleri yakından inceleme fırsatı bulabileceğiniz bir park.
Biz her ikisinden de çok keyif aldık.

Sonrasında dünyanın en büyük şu fiskiyelerinin ve en uzun binasınının bulunduğu Dubai Mall a gittik.Her yarım saatte bir olan, şu fiskiyelerinin dansını en güzel yerden izleyebileceğimiz , önceden araştırdığım Madeleine Café de on taraflarda masa da bulabildik şansımıza. Bu manzara karşısında yemek yemek çok keyifliydi.


Dubai Fountain
Sonrasında Newyorktan beri sayıkladığım The cheesecake factoryde aldık soluğu.Oreolu cheesecake yemekti amacım ama oturmak ne mümkün. Biz de paket yaptırarak çıktık hemen oradan. Daha önce geldiğimiz çok da keyif aldığım Hard rocka gittik biraz birşeyler içip , yorucu bir günün ardından otele vardık.


Ertesi gün erkenden , güzel bir türk kahvaltısı için arkadaşlarında tavsiyesiyle , Wild Wadinin hemen karşısındaki Kaftan da aldık soluğu.Güzel bir manzarada menü de güzel olunca ne seçeceğimizi şaşırdım. Bal kaymaktan tutun da, özlediğim yumurtalı ekmek ve pisi de dahil herşey vardı. Bizim için özlenen lezzetler.




Yan Masada bizim gibi Wild wadı öncesi kahvaltıya gelen türkler ve ellerinde nezamandır almayı planladığımız gö pro larine görünce, eşimin gözünde sanırım o an şimşekler çakmış olacak ki, kahvaltıdan kalkar kalkmaz , ben wild wadiye geçmeyi umuyorken soluğu elektronik shop da aldık. Hayatımızın en hızlı alışverişi oldu diyebilirim. Alelacele arabada biraz şarj edip attık kendimizi şu parkına.

Gün boyu güzel çekimler de yaparak çok eğlendik.

Çıkışta yine başka bir türk restaurantı olan Sultan baba da aldık soluğu. Ve yine iskender  Dubaide yaşayan türklerin nekadar şanslı olduğunu hissettim bir kez daha . Ardından biraz yürüyüş yapıp , Burj al arab otelinin hemen yanındaki ,denizin üzerine kurulmuş 360 bar a gittik.


Gece geç vakitte uçağımız olduğu için zaman çok kıymetliydi , sonrasında JBR Walkta son bir kez yürüyüş yapalım dedik. Yeni aldığımız go pro ile çekim yaparken çok eğlendik. Bu 2 günlük Dubai tatili hem çok eğlenceli hem de çok keyifli oldu bizim için. Buraya daha sık gelmeliyiz diye konuştuk.

Benim için unutulmaz bir 30 yaş doğumgünü hediyesi olmuş oldu .

Zanzibar Adası / Afrika

THY milleri ile aylar öncesinden almış olduğumuz Dar es salaam – İstanbul biletlerimizle ,Afrika seyahatimize günler kala aşımızı yaptırıp aşı karnemizi almış, sıtma haplarını temin edip ve bolca sinek kovucuyu da stokladıktan sonra nihayet 10 günlük bol dinlenmeli bir tatile hazırdık.

ZANZIBAR,LANGI LANGI BEACH BUNGALOWS

Son zamanlarda oldukça popular olan, Maldivleri aratmayan denizi ve kumuna karşılık bir okadar da hesaplı olan, baharat adası olarak da bilinen Zanzibar adasındayız..


Aslında buralara kadar gelmişken, Dar es salaam dan Serengeti ye geçip küçük bir safari turu da yapabilirdik ama çok yorucu olabileceğini zamanın yeterli olmayacağını düşünerek nedense tercih etmedik.

Türk hava yollarının Dar es salaam uçuş saatleri öyle ters ki hem gidişte hem de dönüşte oldukça sıkıntı çektik. Dar es salaama varışımız gece 2.30 civarı. Vize işlemleri vs derken saat 3.30 u buluyor. O saatte Zanzibara uçuş yok. En erken uçuş saat 7 de. Havaalanına bile benzemeyen eski püskü biryerde sabahı beklemek çok yorucu. Aynı durum dönüş için de geçerli. Zanzibardan son uçak saat 8.30 da ancak İstanbul uçuşu gece 3.30 . O saate kadar banklarda beklemek de ayrıca büyük sorun.

Son dönemlerde artan turist yoğunluğu nedeni ile Zan Air sabah saat 5.30 da Zanzibara uçuş hattı açınca ,biraz daha pahalli olsa da ,beklememek adına alıyorum biletleri günler öncesinden. Dar es salaama indikten sonra Zanzibar a uçmak için 5-10 dk lik mesafede bulunan başka bir havaalanına geçmek gerekiyor.Hemen bir taksi tutup diğer havaalanına gidiyoruz. Ancak saat öyle ters ki, havaalanı binası kapıları kapalı, Zan Air ofisi desen zaten kapalı. Ortada bilgi verebilecek bir görevliyi bile bulmak için oldukça zorlanıyoruz. Şans eseri kapı önünde bekleyen bir türk aileye denk geliyoruz.Onlar da bizim gibi şaşkın şaşkın, banklarda bekliyorlar.Bizden başka etrafta kimse yok.Türk aile ve biz. Onların uçuşu saat 7 de olduğu için ,oldukça vakitleri var,ancak bizim uçuş saat 5,30 da ,süre daralıyor ama ortada kimse yok.


Derken saat 5.15 te yanımıza bir görevli gelip,

`Zan air yolcuları sizmisiniz?` diye soruyor
`Evet ` diyoruz.
`Buyrun` diyor ve anahtarla merkez binanın kapısını açıyor .
Nihayet havaalanına giriş yapıyoruz.Bize uyduruktan birer bilet kesiyor uzatıyor.
`Kaptanınız sizi bekliyor uçuş için ` diyor .

Nasıl yani derken adamı takip ediyoruz ve piste çıkıyoruz. O anda şok oluyorum tabi.

Uçaklar 8 kişilik çessna. Bizden başka uçakta başka yolcu yok.Hatta etrafta kimseler yok. Pilot ön kaputu açıyor bizim bavulları oraya atıyor. Derken koltuğuna geçiyor. Ben pilotun yanındayım. Eşim benim arkamda. Ne kabin basıncı ne kemer ne birşey.

`Kalkıyoruz` diyor,kule ile irtibata geçiyor. Ve araba kullanır gibi gaza basıyor biz havalanıyoruz.Hava kapkaranlık, gözgözü görmüyor.

O sırada bildiğim bütün duaları ediyorum, sıra sıra.`Nerden de bindik şimdi buna` diyorum. `Oyuncak mı bu? Ya okyanusa çakılırsak ?Kim bizden haber alacak? ` Aklımdan neler geçiyor neler.

Yaklaşık yarım saat karanlık bir gökyüzünde, bulutların içinden , gözgözü görmeden nasıl uçtuk bir ben biliyorum bir de Allah.

İnişe yakın pilot ` inişe geçiyoruz` dediğinde buluta girdiğimiz için ve hicbirşey görmediğim için şartlı rekleksle düşüyoruz sandım ve ellerimle yüzümü kapatmışım J Durum bukadar vahimdi anlıycağınız. Derken az ilerde pistin ışıkları göründü.Bu uçuşun tek keyifli yani İlk defa pilotun gözünden pisti görmekti. Onun dışında ömrümüzden ömür gitti diyebilirim.

Nihayet Zanzibar havaalanına sağsağlim iniş yapabildik. İndik inmesine de yine erken saat olduğu için taksi bulmak sorun. Havaalanı bugüne dek gördüğüm en kötü ,en bakımsız havaalanı diyebilirim. Afrikada olduğunuzu, yokluk ve sefaleti daha ilk dakikalarda hissetmeye başlıyorsunuz. Bu saatte taksi olmadığından özel bir araba tutup bizi otele bırakmasını istiyoruz. Araba bugüne kadar gördüğüm en külüstür araba diyebilirim,içi pislikten geçilmiyor, ön cam yarısına kadar simsiyah boyanmış,arkada oturan birinin yolu görmesi mümkün değil. Gönülsüz bir şekilde ama başka seçeneğimiz de olmadığı için kabullenerek otelin yolunu tutuyoruz. Odaya geçmek için öğlen 12 yi beklemek gerekiyor,dedim ya uçak saatleri tam bir eziyet. Onca yol yorgunluğunun üzerine bir de odaya girmek için beklemek zorunda kaldığımız için,yorgunluk ve uykusuzluk tavan yapıyor,tüm günü odada uykuda geçiriyoruz.


Tatilimizin birkaç gününü şehir merkezinde geçirmeye karar verdiğimiz için öncelikle StoneTown da 3gece konaklayıp Nungwi ye öyle geçiçektik.Stone town da konaklamamızın sebebine gelince, Prison adası, Blue Safari turu, Spice tour ve Yunuslarla yüzme turlarının buradan daha yakın olması idi. Otelimiz şehir merkezindeki Zenji Hotel.Tripadvisor daki yorumlara dayarak tutup memnun kaldığımız bu otel, bu ülkedeki şartlara rağmen konaklayabilceğimiz en düzgün ve en uygun otellerden biri. Kahvaltısı da yeterli derecedeydi. Biz tabi Türkiyeden zeytin peynir de yanımıza aldığımız için, bizim için harika bir kahvaltı oldu.


Zanzibar adası için en uygun dönem Ağustos – Kasım ayları arası.Yağışsız dönem.Bizim tatilimiz ağustosun ilk haftası olduğu için şansımıza hava biraz rüzgarlıydı. Dönem dönem güneş kaybolup geri geldi. Sıcaklık ise bunaltıcı olmamakla birlikte tam kıvamındaydı.


Ertesi gün Blue Safari Turu na katılıyoruz.Tüm gün boyunca süren ,çeşitli yerlerde mola vererek ,şnorkel yaparak gerçekleştirdiğimiz bu tür sayesinde, okyanuslardaki gelgit olayına canlı tanık olabildiğimiz gibi, sabahtan ayak basıp yürüdüğümüz adanın kumsalında, akşam dönüşü adaya ayak basmanın mümkün olmadığını gördük. Turda gün boyu hindistan cevizi suyu ,tropik meyveler ve şişesi çok hoşuma giden pipetin boyunun bile yetersiz kaldığı kolalar ücretsizdi.



Hani o hepimizin aklında yer etmiş,matah birşey sandığımız hindistan cevizi suyunu, kabuğunu kırarak içme zevki varya, hah işte tam olarak yukardaki resimde çok keyifliymişim gibi çıktığım şu fotoğraftan bahsediyorum. Size bir sır vereyim mi? Tadı Berbat :)


Öyle bir öğle yemeği vardı ki, işte neden Zanzibarda olduğumu bana bir kez daha hatırlattı. Hele o istakozlar vardı ki ,beni benden aldı.





Ertesi sabah Yunuslarla Yüzme turuna katıldık. Bunun için 1.5 saatlik mesafedeki Kizimkazı köyüne varmak için saat 5 te düştük yollara. Meğer bizim yunuslar soğuk suda yüzmeyi severlermiş.Ancak sabah saatlerinde görünürlermiş.Şansımız yaver giderse onlarla yüzebilirmişiz çok dost canlısıymışlar. Büyüzden sabah erkenden varmak gerekiyormuş. Rehberimiz saat tam 5 te kapıdaydı.Gerçekten yerli halk çok dakik ve ne istersen ,istediğin şey imkansız birşey bile olsa verdikleri cevap belli  ` Hakuna Matata` yani `Problem değil,sorun yok hallederiz ` anlamında.

Gün daha yeni ağarırken biz varıyoruz Kizimkazı ya.Ancak rüzgar öyle şiddetli deniz öyle dalgalı ki, hemen umudumu kaybediyorum. Tekneyle çıkmak mümkün değil. Tekne dediysem de öyle iki kişi yanyana zor oturduğu,toplasan 1 .5 metre eninde 4 metre boyunda birşey. O rüzgarda çıkmak mümkün değil diyorum. Ama bir gayret bir çok turistin denize açıldığını görünce ,merakla onları izliyoruz onlar açılabilirse biz de pekala yola çıkabiliriz. Boşuna buraya kadar gelmemiş olmayalım diyorum. Derken 1 saat geçiyor,tüm tekneler açıldı birtek biz kaldık. Diyorum ki biz de çıkalım niye bekliyoruz.Kaptan `yunuslar yok ortada ,olsa haber gelicek bana,ozaman çıkacağız `diyor. Ben ısrar ediyorum olsun bizde çıkalım diye, beni kırmıyorlar.Derken açılıyoruz. 10 dk içinde rüzgarın ve dalganın etkisiyle hop oturup hop kalkıp sırımsıklam olmuş vaziyette denize açılıyoruz.Dalgalar hiç abartısız 5m var. Bir yükselip pat diye o yüksekten aşağı düşüyoruz.Elimi bir bıraksam denize uçmam an meselesi.

Bu arada ortada ne yunus var ne birşey. Meğer bu yunuslar dalgalı denizi sevmezlermiş,denizde dalga var ise dipte yüzerlermiş.Anlıycağınız 1 saat öylece dolaşıp üstüne bir de sırılsıklam ve sersem olmuş bir vaziyette geri dönmek zorunda kalıyoruz. Kısmet değilmiş.

Otele dönüp duş alıp,biraz sehir merkezini dolaşmaya karar veriyoruz. Halk gerçekten çok fakir. Trafik desen berbat.İnsanlar kaza yapmadan ya da yayalara çarpmadan nasıl araba kullanıyorlar burada hayret ettim doğrusu.O ne kargaşa yahu. Sahilde yemek yemek için güzel bir yer keşfetmiştik. Daha önceki okuduğum blogların tavsiyesi üzerine. Mercurys Restaurant.Deniz mahsullu pizzası ,kilimanjero birası ve anne usulü patates kızartması (buralarda patates kızartması bu şekilde geliyor) ..Nefis. Sonraki günler akşam yemeklerimizi hep bu restaurantta yedik.


Aslına bakarsanız bütün turistler daha çok akşamları kurulan akşam pazarındaki sokak satıcılarından yemek yemeği tercih ediyorlar. Hem ucuz hem de dilediğin kadar deniz ürünü çeşidi bulabilirsin. Ancak hijyen arıyorum derseniz uzak durmakta fayda var. Biz tercih etmedik, ama oralarda dolaşıp tezgahlara şöyle bir göz gezdirmek bile gerçekten çok keyifliydi.Gezgin çift bloğu nun sahibi Neslihanın da tavsiyesi üzerine Şeker kamışı içmeden de dönmek istemedim. Şeker kamışı tamamen doğal, ezici basit bir aletle suyu çıkartılıp bardaklara dolduruluyor. Tadı nefis .. Nasıl oluyor da o uzun kütük gibi bitkiden bukadar su çıkıyor hayret ediyorum. Hazırlanma aşamasındaki hijyenden yoksun ortamı tamamen unutup ,sanki önüme hazır gelmiş de ben görmemişim gibi davranıp bir güzel afiyetle içiyorum.

Zanzibarda gün batımı gerçekten bir harika oluyor. Gün batımını izlemek için en güzel yer Africa House Otelin terası diye duyduk ve bir akşam yemeğini de gün batımı ile birlikte burda yemeğe karar verdik.Ortam gerçekten çok güzel,yemeklere de bayıldık. Gün batımına yakın bu teras okadar kalabalık oluyor ki, boş bir masa bulmayı geçtim, ayakta durmak için bile boş bir yer bulmak mümkün olmuyor.Herkes güneşin battığı o ani kameraya almak hazır ve nazır. Biz biraz erken geldiğimiz için bu konuda çok şanslıydık ve en ön Masada hem  yemek yiyip hem de bu manzaranın tadını çıkarabilmiştik.



Stone town daki bir başka aktivite ise Prison adası elbetteki. Prison adası nedir derseniz, eskiden en azılı suçluları bu adadaki hapisaneye kapatırlarmış. Bu adanın hem harika bir kumsalı var , hem de zamanında Brunei sultanından hediye olarak gönderilen zamanla çiftleşerek çoğalan dev kaplumbağaların doğal yaşam parkı.Tavsiyem erken saatlerde gelip hem deniz kum güneşin tadını çıkarmak, sonrasında da bu kaplumbağaları besleyip,hapisaneyi de şöyle bir gezip adadan öyle ayrılmanız.


Ağaçlardan kopardığım yeşilliklerle kaplumbağaları beslemek gerçekten çok keyifliydi. En büyüğü 157 yasında. Baby kaplumbağalar bile var . Hepsi çok sevimli. Vaktin nasıl geçtiğini pek anlamıyorsunuz. Tabi buralara rehber eşliğinde de gelebilirsiniz ancak stone town dan kalkan teknelerle anlaşıp daha ucuza da geetirebilirsiniz. Tercih sizin.




Biz Zanzibar tatilimiz boyunca eco cultures tur ile tüm turlarımızı , havaalanı ulaşımlarımızı ,hatta bazı kişisel alışverişlerimizi de onların yardımıyla gerçekleştirmiş çok memnun kalmıştık. Mohammed kesinlikle Zanzibar tatiliniz boyunca eliniz kolunuz olacaklar.

Telefon numarası: 00255 778 690 120


Stone town daki maceralarımız bitmiş Nungwi deki muhteşem otelimize geçme vakti gelmişti


Stone town dan Nungwi yaklaşık 1 saat 15 dk sürüyor. Yol boyunca yerli halkın yaşadığı evleri,okula giden çocukları, kapısız camsız eşyasız evleri,yol kenarına kurulmuş tezgahları,ayakkabısız çocukları kısacası sefaleti görüyor ve halimize binlerce kez şükrediyoruz. Ada tropik olduğu için ,dev gibi palmiye ağaçları,muz ağaçları görsel bir şölen sunuyor. Bir ara arabayı durdurtuyorum resim çekilmek için.. Biraz ilerde bir çocuk yanıma geliyor.derken birçoğu çevremde toplanıyor. Kıyamıyorum onlara. Yanımızda şeker çikolata bulundurmadığımız için bin pişman oluyorum. Para veriyoruz hepsine. Biz dağıttıkça sayıları artıyor. Derken anneleri geliyor. Evinizi gezebilirmiyiz diyorum beni kırmıyorlar. Evlerini yaşadıkları yerleri gezip onlarla fotoğraf çekiliyoruz.Bu da hayatın bir gerçeği diyorum.Pırıl pırıl çocuklar ,gözlerinin içi gülüyor.


Langi Langi Beach Bungalows, Nungwi deki konum olarak en güzel otel diyebilirim. İster denize bakan odaları ,ister arka taraftaki botanik bahçesindeki iki katlı villa odaları.. Denize çıkma restaurant ve lezzetli yemekleri.. Gerçekten çok memnun kaldık.





Nungwide denize girmek için gelgit saatlerini bilmek ona göre davranmak gerekiyor. Öğlen vakti metrelerce geri çekilmiş deniz akşam saatlerinde geri geliyor. Tabi bu durum ayın konumuna göre değişiyor. Sabahtan kumsalda yürüyüş yapan birinin akşamüzeri aynı yolu yürüyerek dönmesi mümkün değil Otelin terasından merdivenler kumsala iniyor. Sabah saatlerinde bu merdivenlerle kumsala inebilirken, akşam saatlerinde merdivenlerden direkt denize girmiş oluyorsunuz.
Çok ilginç ..




Nungwide ne yaptınız diye sorarsanız, sabahtan şnorkel turlarına katılıp Mnemba atolu nun  muhteşem denizinde balıklarla yüzebilirsiniz, parasailing yapabilir, Tumbatu adasındaki şnorkel turuna katılabilir , çeşitli dalış kulüpleri ile dalışa gidebilirsiniz. Seçim sizin..



Tatilimizin bu bölümü daha çok deniz kum güneş üçlüsünden oluşuyordu ve dinlenmeye yönelikti.Akşamları kumsala atılan masalarda ,istediğini istakozu istediğiniz şekilde pişirttirerek, mum ışığında kumlara basarak yemek yemek de ayrıca çok keyifliydi.Buraya geldiğimden beri en keyif aldığım şey, karışık meyve sularının tadına bakmak oldu. Hergün başka bir karışım denedim ve hepsine de hayran kaldım.






Zanzibardaki son günümüzde Jozani Forest turuna katıldık.Bizim Mohammed tam belirttiğimiz saatte bizi otelden almaya geldi.Bavulları bagaja yükleyip Jozanı foreste doğru yola çıktık.Tur dönüşü bizi havaalanına bırakacaktı.Gidiş yolunda yol boyunca dizilmiş tezgahlarda durarak buralara özgü bir meyve olan,tadı biraz eksimsi greyfurtu anımsatan oldukça lezzetli bir meyve olan Passion Fruit alıyoruz Türkiyeye götürebilmek için.




Jozanı forest Turu kapsamında kökleri dışarda mangrove ormanını gördük, ormanda serbestçe dolaşan Red Monkeys denilen Zanzibara özgü değişik bir türden maymunları bukadar yakından gördük.Ormanı dolaşabilmek için rehber kiralamanız şart.Öyle kendi başınıza ormanda dolaşabilmeniz mümkün değil.Size yetişen ağaçlar ve meyveler hakkında bilgi veriyor. Maymunları beslememeniz konusunda uyarıyor.


Kendimizi maymunlara öyle kaptırmışız ki saat geçip gitmiş ,havaalanına yetişmemiz riske girmiş,üstelik yüksek sezonda bulunuyoruz ve bilet de almamışız. Doğru havaalanına gittik,sağolsun bizim Mohammed bize bu konuda da yardımcı oldu,bileti bilerek biraz geç vakite alıp, yemek yemek için kendimize fırsat yaratıyoruz. Mohammede bizi tekrar stone town a, Mercurys restauranta bırakmasını,3 saat sonra da tekrar buradan gelip almasını tembihliyoruz.

Sabahtan beri hiçbirşey doğru düzgün yememiş olduğumuzdan sipariş veridiğimiz pizzalar bize öyle güzel geliyor ki.Tadı nefis. Sahilde oynayan çocukları görünce ,eşimin de teklifiyle bir dilim pizzayı, yanımızdan geçen bir çocuğa uzatıyorum. Öyle seviniyor ki,hemen arkadaşlarının yanına koşuyor,o bir dilim pizzayı nasıl paylaşacaklarını şaşırıyorlar. O sahneyi görünce içim cız ediyor. Garsonu çağırıyorum 2 pizza daha yap diyorum . Çocuklara da burda beklemelerini söylüyorum. Pizzalar pisince öyle iştahla yiyorlar ki, kalanları ceplerine koyduklarını hatta diğer arkadaşlarına da gösterdiklerini görüyorum.Gözüme az geliyor ,bir pizza daha sipariş veriyorum. Garson kız yanıma gelip siz annemisiniz diye soruyor,yani çocuğunuz var mı? hayır diyorum. Böyle hisli olmak için anne olmak gerekmiyor. Orda aç çocuklar varken burda nasıl yemek yiyebilirim diye soruyorum. Gülüyor.


Zanzibardaki son dakikalarımızda aklımızdan yıllarca gitmiycek bir sahne kazındı kaldı bu sayede.Ben vicdanım rahat olarak ayrıldım, ülkeyi ziyaret eden her turist bukadar düşünceli olmayı başarabilse, mutlu olan çocukların sayısı artardı.

Biz bu tatilden çok keyif aldık.Zanzibar Maldivlerden daha güzel geldi bana.Kesinlikle tavsiye ediyorum. Gidip görmeli,yeni yerler keşfetmeli..


Sevgiler.